| Birinci bölüm: “GERÇEĞE YOLCULUK” İkinci bölüm: “ ÖZGÜR OLMAK” Üçüncü bölüm: “DEMOKRAT OLMAK” Dördüncü bölüm: “ADAM OLMAK” Bölüm:1 GERÇEĞE YOLCULUK Düşünce dünyamıza hoşgeldiniz! Düşünmeyi sevmiyor,düşünmekten korkuyorsanız, x işareti ile bu sayfadan çıkıp şablonlarınızın,tabularınızın,sloganlarınızın dünyasına dönebilirsiniz. Hazır mısınız? Bu yürüyüşümüzün adı, “Gerçeğe Yolculuk” olsun. İlk insandan bu yana devam eden bu yolculukta,çok az kişi hedefe ulaşabildi.Bugün dünyamızın %90’ı bu hedefin çok uzağında,sürünün bir parçası...İşin daha da vahim yanı,bu durumun farkında bile değiliz. Bu yolculukta gözlerinizi kapamak şöyle dursun,dört açacaksınız. Gözlüklerinizi değiştirecek,perdenin arkasındakileri,fotoğrafın tamamını görmeye çalışacaksınız. Zoru tercih ettiğiniz için sizi kutluyorum.Siz şu anda Türkiye’de ve Dünya’da % 10’un içindesiniz.Bu oranı % 20’ye çıkardığımız gün kurtulduk demektir. Hep şikayet edip durur,dünyayı düzeltmekten söz ederiz.Oysa çözüm yanıbaşımızda: “Çözüm kendimizi değiştirmekte.”Bir sabah uyandığımızda farklı bir dünya ile karşılaştığımızı göreceğiz. Bazılarımız karamsar olabilir,ben iyimserim.Ben insanoğluna inanıyorum. İşte size bir reçete: “Başarılı insan,çözümün bir parçasıdır; Başarısız insan,sorunun bir parçasıdır. Başarılı insanın her zaman bir programı, Başarısız insanın ise her zaman bir mazereti vardır.” Pascal ne diyor: “Sen ellerini kaldır,iman arkadan gelir. Unutmayın, “Neye sahip olduğunuz değil,nasıl düşündüğünüz önemlidir. Velhasıl, OKUMUYORUZ! Velhasıl, DÜŞÜNMÜYORUZ! “Bilgi sahibi olmadan,fikir sahibi oluyoruz.” Velhasıl, TEKRARLIYORUZ! Oysa, “Dün,geride kaldı;bugün,yeni şeyler söylemek lazım.” diyor Mevlana. Oysa, “İnsanın haysiyeti,düşüncesidir.” diyor Cemil Meriç. Oysa, “Bu memleket için tek tehlikeli insan vardır:Düşüncenin tehlikeli olduğunu söyleyen insan.”diyor Cemil Meriç. Şunu asla unutmayınız: “Önemli olan cevaplar değil,SORULARDIR!” “Ben hakikati buldum,diyenlere gülmemek elde değil;bilmiyorlar ki buldum dedikleri hakikat her gün değişmektedir.” Yolculuk esnasında,aşağıdaki kitapları yanınızda bulundurmayı unutmayın: 1.İletişim Donanımları- Doğan CÜCELOĞLU 2.Jurnal- Cemil MERİÇ 3.İnsan Denen Meçhul- Alexis CARREL 4.Sofie’nin Dünyası- Jostein GAARDER 5.Ateş Tecrübeleri- A. Turan ALKAN Yukarıda belirtilen 4 aşamadan geçenlerin “BİZ DÜNYALIYIZ!” dediklerini duyar gibi oluyorum. Birinci aşamada kılavuzumuz Cemil Meriç olacaktır. Yolunuz ve bahtınız açık,Allah yardımcınız olsun. CEMİL MERİÇ DİYOR Kİ: "İdeolojiler de, kilise gibi yobaz yetiştirir." "Avrupa’nın meyvelerini koparıp kendi ağacımıza astık." "Türk aydını, önce saraya yaltaklandı, sonra devlete." “Musevilik bir din değil, bir felakettir." "İdeolojiler, kinlerimize takılan maskedir." "Ben, uyuşuk vatandaşlarımı harekete zorlayan bir at sineğiyim." "Her asırda birkaç kişi düşünür; gerisi düşünülenleri düşünür." “Münakaşada kazanan; kaybedendir." "Fare için en korkunç hayvan kedidir; aslan değil." "Mussolini'ye göre İtalya yoktu, İtalya yaratılacaktı. Devlet milleti yaratacaktır, millet devleti değil." "Hayatından memnun olan insan veya sınıf düşünmez." "Sosyalizmin hedefi, insanın insanı daha çok sevmesini sağlamaktır. Onu, geniş halk yığınlarının çorba yemesi olarak anlamak, sosyalizme yapılabilecek en büyük ihanettir." Oyun aslında üç perdedir: 1.Perde: Tanzimat 2.Perde: 2.Meşrutiyet 3.Perde: Cumhuriyet "Tarihin en büyük medeniyeti: Osmanlı medeniyetidir." “Osmanlı İmparatorluğunda büyük düşünür çıkmadı; çünkü düşünceye ihtiyaç yoktu.” “Osmanlı altı yüz sene Nasrettin Hocanın hindisi gibi düşündü. Neyi düşünecekti? Kendisinden önce her şey düşünülmüş, her şey düzenlenmiş, roller dağıtılmıştı.” "Türkiye'de bir sınıf kavgası yok, aydın-halk çatışması vardır." "Hepimiz gurbetteyiz. Kökü mazide olmayan her insan memleketine ve başka memleketlere yabancıdır." "İnsan, dini kendi kabiliyeti ölçüsünde kavrayabilir." “Biz, cami avlusunda bulunmuş bir çocuk değiliz." "Dostoyevski dünyayı dolaşmıştır; fakat gece dolaşmıştır." "Fransızların bir sözü vardır: Tek kitaplı adamdan korkulur." "Coğrafyanın fermanlarına ağaç boyun eğer, biz ağaç değiliz." "Var olmak için yok olmak lazım." "Realiteyi görmemek için dini, sanatı, aşkı yaratmışız." "Kelepçe bazen bir Lejyon Donör nişanının kordonundan çok daha kutsaldır." "Halkın seviyesine ineceğiz diye dilimizi papağanınkine benzetmek, halklaşmak değil, eşekleşmektir." "Garip şu ki, dildeki ırkçılığı şaşılacak bir beyinsizlikle kendilerini solcu sanan aydınlar benimsediler." "Dahi, içinde yaşadığı cemiyetin üvey evladıdır." "İstanbul'da tek akademi var: Meyhane" "İnsanın haysiyeti, düşüncesidir." "Her insanda en az bir düzine insan vardır. " "Bir devlet ki topuna,tüfeğine, üniversitesine, matbuatına rağmen kitaptan ve harften korkmaktadır." "Kerpiçle Süleymaniye kurulmaz." "Gözlüklerinizin camı kirliyse; dünyayı pis görürsünüz." "Eskiden aydınlarımızın en büyük kusuru Batı medeniyetini tanımamaktı.Bu yüzden Batı'ya düşmandılar.Şimdi Batıcılar, kendi memleketlerinin yabancısı." "Ben hakikati buldum diyenlere gülmemek elde değil.Bilmiyorlar ki, buldum dedikleri hakikat her gün değişmektedir." "1908'den sonraki Türk aydını, Müslüman değildir,Türk değildir,Anadolu'yla hiçbir münasebeti yoktur." "Herhangi bir düşünce insanın insan olarak yaşamasını sağlıyorsa, doğrudur." İki türlü zafer vardır:
1-Pirusvari zafer
2-Pironvari zafer "Tanzimat'tan bugüne kadarki Türk düşünürlerinin tarihi, Fransızca bilenlerin listesidir." "Bir ülkede ne kadar az kanun varsa, o kadar hürriyet vardır." "İnsan evvela dildir." "Hıristiyanlar haçlı seferleri ile edinemedikleri başarıyı, masonlukla kazanmaktadırlar. Komünizm de masonluğun emrindedir." "İnsan, isyanla başlar." "Kendi kafanızla düşünmeye çalışınız.Hiçbir otorite kabul etmeyiniz." "Türk'ün en büyük bedbahtlığı, kendi mirasına konmayışıdır." “Yugoslavyalı bir tarihçi diyor ki: Öyle görünüyor ki Türklerden en son kurtulan siz oldunuz!” Mermi gibi bir söz. "En büyük dostlarımız bizim gibi düşünmeyenlerdir." "Marksizm, kilise olmadığı zaman düşünce idi." "Kalabalık, hürriyetten korkar; çünkü hürriyet sorumluluk demektir.Onun için demokrasi rejimlerin en zorudur." "Felsefe tereddüttür, İslam imandır.Bu itibarla bir çelişme vardır aralarında. Çünkü hakikat bir kereye mahsus olmak üzere fethedilmişse, tereddütlere mahal yoktur." "Batı'nın meyvelerini kendi ağacımıza asarsak, efendisinin ilaçlarını yutan uşak gibi oluruz." "Dinsizlik, Avrupa'yı kurtarmış, bizi öldürmüştür." "Türk insanı Marksı, ya ahmakça reddetmiştir yahut bir ahir zaman peygamberi kabul etmiştir." “Marks’ın annesi demiş ki:” Karl, kapital üzerine eser yazacağına, kapital toplasa daha iyi ederdi.” Cücenin doğurduğu dev…” "Eskiyen dünya görüşleri ideoloji olur." “Ben hakikati buldum, diyenlere gülmemek elde değil; bilmiyorlar ki, buldum dedikleri hakikat her gün değişmektedir.” “Bir ülkede şair ne kadar çoksa, o ülke düşünce bakımından o kadar geri demektir.” “Sadi, Dünya’nın bütün toprakları bir damla kan dökülmesine değmez, der. Çörçil’e göre bir damla petrol, bir damla kandan daha değerlidir.” NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? Cemil MERİÇ nasıl bir insan? Bana göre o, dünyanın en büyük düşünürü. Kendime müthiş kızıyorum; çünkü ben onu 45 yaşında tanıdım. Bazılarımız, hala kanun devleti ile hukuk devletini birbirinden ayırt edebilecek kapasitede değil. “Gömleğimin rengi, anayasanın temel ilkeleri ile çelişiyorsa; değişmesi gereken gömleğimin rengi değil, anayasanın temel ilkeleridir.” PEKİ, ÇÖZÜM NE? Çözüm; eğitimde, demokraside, şeffaflıkta Çözüm; kendi ellerimizde Dünya’yı değiştiremeyiz; ama kendimizi değiştirmek mümkün. İnsanı düzelttiğin zaman, Dünya da düzelmiş oluyor. Mevlana’ya, Yunus’a kulak verelim: “Yunus miskin, çiğ idik Piştik Elhamdülillah” Şimdi de “İnsan Denen Meçhul” kitabının yazarı Alexis Carrel’e kulak verelim: NOT: Ahmet KAYA’ya teknoloji düşmanı diyenler,bu satırları dikkatle okusunlar. “Kalkmak ve yürümek için harekete geçmek zamanı gelmiştir. Kör teknolojiden kendimizi kurtarmalıyız. Bütün kabiliyetlerimizi karışıklıkları ve zenginliği içinde gerçekleştirmeliyiz. Hayat ilimleri bize hedefimizin ne olduğunu göstermiş ve ona ulaşmak için gerekli vasıtaları emrimize vermiştir. Fakat hala, cansız madde ilimlerinin kendi tabiat kanunlarımıza saygısızca inşa ettiği âleme dalmış bulunuyoruz. Bu bizim için yapılmamış bir âlemdir; çünkü düşünce gücümüzün bir hatasından ve kendimizi tanımayışımızdan doğmuştur. Bu âleme uyum sağlamamız mümkün değildir. Demek ki ona karşı ayaklanacağız. Onun değerlerini değiştireceğiz. Onu kendimize göre bir düzene sokacağız.” SİZİN DE KAFANIZ ALLAK BULLAK OLDU MU? Kör teknoloji bakın ABD’yi ne hale getirdi. “Amerika’da Sıradan Bir Gün” adlı kitaptan : “Amerika’da günde ortalama 9077 bebek doğuyor Çok güzel bir şey bu. Ama bu bebeklerin 1282 ‘si gayrimeşru olarak doğuyor ve istenmiyor. Amerika’da günde 2740 çocuk evinden kaçıyor. Amerika’da günde 1986 çift boşanıyor.Amerika’da günde 69 güzel ve yetenekli insan intihara kalkışıyor. Her 8 dakikada bir, birisine tecavüz ediliyor; her 27 dakikada bir, birisi öldürülüyor; her 76 saniyede bir birisi soyuluyor;her 10 saniyede bir,bir eve hırsız giriyor; her 33 saniyede bir, bir araba çalınıyor ve Amerika’da bugün ilişkiler ortalama 3 ay sürüyor.” İşte kendimiz için yarattığımız dünya bu! Bu, ben-beni-bana dünyasıdır. Ben böyle bir dünyanın parçası olmak istemiyorum. Ben farklı bir dünya yaratmak istiyorum. BİR BAŞKA KİTAP Kitabın adı: Kaos İmparatorluğu, yazarı: Alain Joxe “ABD, düzen ve barış getirmek için Dünya’yı ele geçirmek istemiyor; sadece uluslar arası hukukun dışında, bölgesel koalisyonlarla düzensizliği yönetmenin peşinde.” Ne yazık ki hala içimizde 11 Eylül’ü El-Kaide’nin gerçekleştirdiğine inanan sığırlar var. BİR HİKAYE: “Kızılderili reis, atlarını dörtnala batıya doğru süren kabile üyelerine:”Durun!”diye sesleniyor. Herkes duruyor ve atlarından iniyor. İçlerinden biri soruyor:”Büyük Şef, ne oldu, niçin durduk?” Şef, cevap veriyor:”Ruhlarımız geride kaldı.” Soruyorum size, bugün ruhlarımız nerede? MANKURT EFSANESİNİ DUYDUNUZ MU? Kaynak: Cengiz AYTMATOV- Gün Uzar Asra Bedel DİKKAT, medya bizi mankurtlaştırmaya çalışıyor! Acı olan şu ki,düşünmeden,sorgulamadan TV’yi, gazeteleri referans kabul edenler var. BİR ANI: “2. Dünya Savaşı sırasında Türkiye’ye gelen bir Alman Profesör: Sizin ne müthiş bir eğitim sisteminiz var, şu hayat dolu mini mini çocukları alıyor, eğitiyorsunuz ve onları işe yaramaz bir robot haline getiriyorsunuz, demiş.” Kişiliğiniz yoksa siz koca bir sıfırdan ibaretsiniz. “ GERÇEĞE YOLCULUK” yürüyüşümüze ilginç sözlerle devam edelim: “Bayrağı yüceltmenin yolu bilimden, sanattan, felsefeden, ekonomiden geçer.Yoksa bekçinin göndere çektiği bayrağı yine bekçi indirir.” “Hayatta en önemli dönem :0-6 yaş” “Nokta, cümlenin kıyametidir.” “Bilime ve sanata malik olanlar, dine de maliktirler; din,bilim ve sanata malik olmayanlar için zorunludur.” GOETHE “Şeriat, tarikat yoldur varana Hakikat, marifet andan içeru.” YUNUS EMRE “Silgi kullanmadan resim çizme sanatına hayat denir.” “Sular yükselince, balıklar karıncaları yer; sular alçalınca , karıncalar balıkları.” “Tarihin nesnesi değil, öznesi olmalıyız.” SON UYARI! Hâlâ sürünün bir parçası olmakta direniyorsanız aşağıdaki tasavvufi hikâyeye kulak verin. “Bir gün bir kasabaya bir ermiş gelmiş. Kasabanın girişinde rastladığı köylülerden birine: Köyün suyundan içenler delirecek demiş. Köylü kasabalılara durumu iletmiş. Kimse köylüye kulak asmamış. Köylü çaresiz, tek başına kasabayı terk etmiş. Birkaç gün sonra kasabaya döndüğünde kasabalıların tümden delirdiğini görmüş. Fakat bir türlü kasabalıları delirdiklerine inandıramıyormuş. Çareyi kasabanın suyundan kana kana içmekte bulmuş.” BİR P ROJE (AHMET KAYA): Toplum olarak az okuduğumuzdan, az yazdığımızdan şikayet edip dururuz. Edebiyat öğretmenleri olarak kompozisyon derslerinde ne yapacağımızı kara kara düşünürüz. Çözüm, “öğrenci kişisel gelişim dosyası”nda Bu dosyada neler mi olacak? Öğrencilerin okudukları, yazdıkları, çizdikleri, kesip sakladıkları… Yapacağınız tek şey var: Öğrencilerinize naylon bir dosya aldırmak. İşte, size kişisel gelişim dosyasının ana başlıkları içeren kapağı.(kapağı değiştirmek ve zenginleştirmek elinizde) KİŞİSEL GELİŞİM DOSYASI "Önce söz vardı."
| "Dün, geride kaldı; bugün, yeni şeyler söylemek lazım.." |
MEVLANA |
| "İnsanın haysiyeti, düşüncesidir." |
CEMİL MERİÇ |
Dersin Adı: |
Kompozisyon-(Türk Edebiyatı)-(Dil ve Anlatım) |
Öğrencinin; |
|
| |
Adı-Soyadı: |
| |
Sınıfı-No: |
| |
Öğretmeni: |
| |
Öğretim Yılı: : |
| 1.Ben Kimim?... |
"Otobiyografi" |
| 2.Hayallerim... |
|
| 3.Ailem… |
|
| 4.Okulum... |
"Okulla, idarecilerle, öğretmenlerinizle, arkadaşlarınızla ilgili duygu ve düşünceleriniz. |
| 5.Günlüğüm... |
"Not: Günlüğü olanlar bu maddeden sorumlu değildir." |
| 6.Oku-yorum... |
"Okuduğunuz eserlerin adları, yazarları ve onlarla ilgili eleştirileriniz." |
| 7.Yazıyorum... |
"Yazdığınız şiirler, anılar, hikayeler, denemeler, fıkralar..." |
| 8.Çiziyorum... |
"Resim, karikatür ve hat örnekleriniz. |
| 9.Etkinliklerim... |
"Katıldığınız sosyal ve kültürel etkinlikler." |
10.Türkiye'de ve Dünya'da Neler Oluyor?...
|
"Medyadan takip ettiğiniz haber ve gelişmelerle ilgili yorumlarınız." |
| 11.Kesip Sakladıklarım... |
"Gezete ve dergilerden kesip sakladığınız ilginç yazılar, internetten indirdikleriniz ve bunlarla ilgili yorumlarınız." |
| 12.Dilekçem... |
"Okulunuzun müdürlüğüne yazdığınız bir dilekçe örneği." |
| 13.Görüşler... |
"Öğretmen ve öğrenci arkadaşlarınızın sayfalarla ilgili duygu ve düşünceleri." |
| |
|
| DEĞERLENDİRME (1.Dönem) : |
1. |
2. |
3. |
4. |
5. |
6. |
7. |
8. |
9. |
10. |
11. |
12. |
13. |
| 1.Dönem Notu: |
|
| |
|
| DEĞERLENDİRME (2.Dönem) : |
1. |
2. |
3. |
4. |
5. |
6. |
7. |
8. |
9. |
10. |
11. |
12. |
13. |
| 2.Dönem Notu: |
|
| |
|
UYARI: |
Bu dosyayı asla kaybetmeyiniz! |
| |
Öğrencilerin dosyalarını fırsat buldukça inceleyecek, görüş ve önerilerinizi yazacaksınız. Aynı dosyaları diğer öğretmen ve öğrenciler de inceleyecek,onlar da görüşlerini yazabileceklerdir. Böylelikle hem kompozisyon dersleri hem de yazılıların verimsizliğinden kurtulacak,amaçlanan hedef davranışlara daha çabuk ulaşabileceksiniz. SONUÇ MU? Ona siz karar vereceksiniz. Biraz da bizim öğretmenler odamızdan bahsedelim: Bizim öğretmenler odamız, her türlü düşüncenin özgürce tartışıldığı sosyal bilimler akademisi gibidir. İşin bu yönünü bilmeyenler içeride kan gövdeyi götürüyor zannedebilirler. Ben kendimi şanslı hissediyorum. Yolunuz bu taraflara düşerse lütfen uğrayıp bir çayımızı için. Sizin de söyleyecek bir çift sözünüz vardır mutlaka. Bugün 13 Aralık 2005 Şimdilik bir virgül koyalım, durmak yok, yorulmak yok,hayat devam ediyor…………..Ahmet KAYA 
Bölüm:2 ÖZGÜR OLMAK Özgür olmanın bir bedeli vardır. Not : bu sayfanın arka planında 48 yıllık bir emek vardır. Özgür olmanın yolu bilgiden, Özgür olmanın yolu sevgiden, Özgür olmanın yolu sorgulamadan geçer. Özgür olmanın yolu, dünyanın bütün servetini “bir hakikat”uğruna elinin tersiyle itebilme iradesini gösterebilmekten geçer.Kimimiz paraya,pula;kimimiz kadına,makama;kimimiz geleneğe, önyargı ve önkabullerimize hayır diyebilme cesaretini gösteremeyiz. Dünyayı değiştirmek bana mı düştü, der;topu taca atarız.Bu,tarihin öznesi değil,nesnesi olmayı peşinen kabul etme,kendini inkar etme anlamına gelir.Kişi artık rahatlamıştır. Siz de böyle düşünüyorsanız,lütfen geriye dönün! Kalabalık,hürriyetten korkar;çünkü hürriyet sorumluluk demektir.Onun için demokrasi rejimlerin en zorudur. Onun için dahiler içinde yaşadıkları cemiyetin üvey evladıdırlar. Hiç düşündünüz mü? Hindistan’da,İngiltere’de,İsrail’de doğmuş olsaydınız,ne olurdu?(Yoksa siz,torpilli olduğunuza mı inanıyorsunuz.) Bize atalarımızdan bir din,bir mezhep,bir de birkaç dönüm arazi miras kalır. Gelin,özgür düşüncenin zirvesi,biri felsefeci, biri fizikçi iki dâhiye kulak verelim: E.Kant:Sırf inanışlar ve törenler,dinin bir deneyi olarak ahlaksal mükemmelliğin üstüne çıkmaya kalktı mı,din kaybolmuş demektir. A.Einstein:Tanrı’nın ne düşündüğünü anlamaya çalışıyorum. Cevaplar değil,sorular önemlidir demiştik ya. SORU:Niçin 1150 tarihi İslam düşünce dünyasının görkemini kaybetmeye başladığı,donuklaştığı yılların başlangıcıdır? Einstein’a öğrencileri: “-Hocam, geçen yıl da aynı soruları sormuştunuz.” “-Bu yıl cevaplar farklı!” İşte size bir Türkiye klasiği: “Gerçek şu ki muhafazakar kesimin hiç değilse arada bir hatırlayıp,açıp kapadığı bir içtihat kapısı var.Öbür tarafta(...?) kapı bile yok.”Prof.Dr.Yasin AKTAY Biraz da A.Turan ALKAN’a kulak verelim: “Tarih, gerçek insanların hikayelerinden bahseder.” “Tarih,bizi ibra etmek için var değildir;izah etmek için vardır.” “Osmanlı,Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin rakibi ya da kuması değildir.” “Atatürkçülüğün resmi felsefe haline getirilmesi yanlıştı.Bu yanlışı Atatürk’ü Koruma Kanunu ile pekiştirmeğe kalkışmak daha vahim bir yanlış oldu.” “Cumhuriyet tarihi,artık tarih değil;her vatandaşın ve kurumun itaat etmek zorunda kaldığı bir “amentü” hükmündedir.Bir sosyal ilim alanı değil,mukaddesleştirilmiş bir inanç alanıdır.” “Halbuki İslam tarihi,İslam’ın müdafaasına hasredilmiş bir inanç alanı, orada “kırkıncı oda”lardan, “girilmez”levhalarından, “durmadan devam ediniz”tehditlerinden geçilmiyor.Hele asr-ı saadet ve dört halife devri mevzuubahs ise,bu kabil otokontrol cihazları sizi kımıldayamaz hale getirecektir.İşte bu noktada inanç, “tarih”i sıkı bir kontrol ve tarassut altına almıştır.” “Her şey düşünülmüş,tartışılmış ve karara bağlanmıştır,bundan daha iyisi olamaz,bizim görevimiz bize nakledileni zihni teşevvüşe uğramadan harfiyyen tatbikten ibarettir! Öyle midir? Velev öyle ise,omuzlarımız üzerinde taşıyıp durduğumuz azanın sebeb-i hikmeti nedir? Problemlerimizden daha kaç zaman kaçıp durmakta iktifa edeceğiz.” “Biz niye geri kaldık,diye soranlara: “ihlas ve takva noksanlığından” diye cevap verirsiniz. –Yahu bu gavurların ihlas ve takvası bizden çok mu ileri,namussuzlar ilmin firavunu kesildiler. İlim diye dört elle sarıldığımız şey aslında,Batı’ya karşı aşağılık komplekslerimizi teskin etmeye yarayan teknoloji çılgınlığıdır.” Siz ne düşünüyorsunuz? Ayrıntılı bilgi için A.Turan ALKAN’ın “Ateş Tecrübeleri” adlı eserini mutlaka okuyun! Yahya Kemal: “Resmimiz ve nesrimiz olsaydı,başka bir millet olurduk.”diyor. Ezberci eğitim=Sorgulamayan eğitim Her şey “AK” ya da “KARA” Bizdense:İYİ Karşı taraftansa:KÖTÜ Bir fıkra: “Şeyhin biri,keramet gösterip denizi yürüyerek geçmiş. Ertesi gün gazetelerin birinde bir haber: “Şeyh yüzme bilmiyor.” Fıkra değil,gerçek: Bazı aydınlarımızın(!) dini referansı: “Benim ninem de başörtülüydü!” Gerçekleri söylemekten korkmayınız! Jacques Seguela diyor ki: “Utanmazlık, iletişimin ilk boyutudur.” Üçüncü bölümde görüşmek dileğiyle... 
Bölüm:3 DEMOKRAT OLMAK “Demokrasi,herkesi adam yerine koyduğu için rejimlerin en güzelidir.” Demokrat olmak,siyasetle sınırlı değildir;evde,okulda,sokakta da gereklidir.Demokrat olmak,bir yaşam tarzıdır. Demokrasi mücadelesi (Mücadele demeye de dilim varmıyor;çünkü bizim halkımız,demokrasinin önemini 28 Şubat 1997’den sonra kavramaya başladı.) tarihinde bizim halkımız kadar çile çekmiş, bizim halkımız kadar dışlanıp horlanmış başka bir halk olduğuna inanmıyorum. 1909’dan sonrasına ben, “darbeler ve provokasyonlar cumhuriyeti” diyorum.Bu dönem tarihinin yeniden yazılması gerekiyor.Bu dönem çok iyi bilinmeden de bu kaos ve kısırdöngüden kurtulabileceğimize inanmıyorum. Biz, hep perdenin önündekilerle, figüranlarla uğraştık.İlk iş olarak ülkeyi kurtarıcılardan kurtarmalıyız.Bir ülkede tek büyük adam varsa,o ülke geri kalmış demektir. Şunu aklınızdan çıkarmayın! “Demokrasi,insan hakları,barış aslanlara mı lazım,tavşanlara mı?”(Bütün bunları ABD’den bekleyen safdiller var.) Bugün Türkiye’de ve dünyada en iyi çalışan kurum: “Çifte Standartlar Enstitüsü.” Yıl 2006 Hâlâ yurdumuzda Atatürkçü geçinenler var,Atatürk’ten geçinenler var.Başörtüsü takanlar var, kafayı başörtüsüne takanlar var. Bugün Türkiye’nin en önemli sorunu,eğitimsiz insan değil;eğitilmiş insan sorunudur. “Ordu göreve!” pankartıyla yürüyen öğretim görevlilerine dikkat edin.Bunlara aydın diyebilir misiniz? B.Brecht’e kulak verelim: “Beyler,bu halkı beğenmiyorsanız, kendinize yeni bir halk bulun!” Fıkra değil gerçek (1940’lı yıllarda bir gazete haberi): “İstanbul’da havalar ısınınca halk plajlara hücum etti,vatandaşlar denize giremedi!” Hüseyin Üzmez’den dinlemiştim,tüylerim diken diken olmuş,bir hafta kendime gelememiştim.Askerliğini Yassıada’da yapmış, Menderes,Zorlu ve Polatkan’ın mezarlarını gizlice ziyarete gitmişti. Şöyle diyordu: “Baktım,milli irade orda yatıyor.” Martin Luther King diyor ki: “Kuşlar gibi uçmayı,balıklar gibi su altında gitmeyi öğrendik;bir tek şeyi öğrenemedik: ‘Kardeşçe yaşamayı!’ “ Ben de diyorum ki: “Çözüm,Ayasofya’ya minare ilave etmekte değil;çözüm alternatif(Sultanahmet) üretebilmekte. Ortaçağda mezhepler savaştı,dinler savaştı.Fatih,İstanbul’u alarak Ortaçağı kapattı.Çözüm,surlara tırmanmakta değil;çözüm surları kaldırmakta. AB bir demokrasi projesidir.AB’ye hayır,diye haykıranlar,çözüm karşı olmakta değil;çözüm alternatif üretebilmekte.” Demokrasi,bilgi;demokrasi,sevgi;demokrasi,hoşgörü demektir. Hepimiz farklıyız,ortak paydamız ancak “demokrat olmak” olabilir. Velhasıl, demokrat olmak zor zenaat,işin bilincinde olan Rizeli hemşerim,bakın ne diyor: “Yema çakal yema,yetim malidur; Yememiş da olmaz,dünya halidur.” Menfaat dünyası... En iyisi biz,Nazım’a kulak verelim: “Yaşamak,bir ağaç gibi tek ve hür Ve bir orman gibi kardeşçesine” Fatih’e,Mevlana’ya,Yunus’a demokrat değillerdi,diyebilir misiniz? Gerçi bizim Yunus’un zamanında demokrasi yoktu ama onun demokrasiyi kavradığı şu şiirinden belli oluyor:
| “Hak bir gönül verdi bana,ha demeden hayran olur |
| Bir dem gelür şadan olur,bir dem gelür giryan olur |
| Bir dem sanasun kış gibi,şol zemheri olmuş gibi |
| Bir dem beşaretden doğar,hoş bağ ile bostan olur |
| Bir dem gelür söyleyemez,bir sözü şerh eyleyemez |
| Bir dem dilinden dür döker,dertlilere derman olur |
| Bir dem çıkar arş üzere,bir dem iner tahtessera |
| Bir dem sanasun katredür,bir dem taşar umman olur |
| Bir dem cehalette kalur,hiç nesneyi bilmez olur |
| Bir dem dalar hikmetlere,Calinus u Lokman olur |
| Bir dem div olur ya peri,viraneler olur yeri |
| Bir dem uçar Belkıs ile,sultan-ı ins ü can olur |
| Bir dem varur mescidlere,yüz sürer anda yerlere |
| Bir dem varur deyre girer,İncil okur ruhban olur |
| Bir dem gelür İsa gibi,ölmüşleri diri kılur |
| Bir dem girer kibr evine,Fir’avn ile Haman olur |
| Bir dem döner Cebrail’e,rahmet saçar her mahfile |
| Bir dem gelür gümrah olur,Miskin Yunus hayran olur. |
|
Yunus Emre’ye hayranım;o,hem bir şair,hem bir mutasavvıf, hem bir filozof,hem bir psikolog,hem bir demokrat... Dördüncü bölümde görüşmek dileğiyle... Bizi izlemeye devam edin! Yolculuğumuz devam ediyor. 
Bölüm:4 ADAM OLMAK Not: Bu sözün cinsiyetle ilgisi yoktur. Nazım Hikmet,Mehmet Akif için diyor ki: “Akif,inançlı adam,dürüst adam.” Öyle bir insan olunuz ki düşmanınız bile size saygı duysun. “Hakikat” savaşçısı mısınız? Özgür müsünüz? Demokrat mısınız? Bir hayat felsefeniz var mı? “Yunus;miskin,çiğ idik Piştik Elhamdülillah!” Diyorsanız, size diyecek sözümüz yok artık. SÖZ SİZİN! Dünya sizi bekliyor. GÖRÜŞ ve ELEŞTİRİLERİNİZİ BEKLİYORUZ.
|